MİRAC (İLAHİ YOLCULUK)
- 18 Temmuz 2009 Cumartesi
- Bu yazı 6721 kez okundu
Yaşayamayacağı bir hususu anlaması mümkün olamaz. Akıl onu idrakten acizdir. Nitekim İran şairi şöyle der:
"Kıssa-i bî-reng-i mira ez men-i bîdil nepürs,
Katre deryâ geşt ü Peygamber nemîdanem çi şud.
"Renk âleminden sıyrılmış olan mirac kıssasını ben bî dile sorma, katre iken derya oldum, bilmem ki, Peygamber ne oldu?"
İslâm târihinde Mi'râc mu'cizesini anlatan bir çok eserler yazılmıştır. Mi'râcı anlatan eserlere "Mi'râciyye" denir. Türk Edebiyâtının en önemlilerinden olan Süleymân Çelebî'nin "Mevlid"indeki Mi'râc'ı anlatan bölüm, en meşhur olanlarındandır. Şöyleki:
Söyleşürken Cebrâil ile kelâm Geldi Refref önüne verdi selâm:
Sidre'ye çıktıklarında Cebrail, Hz. Peygambere der ki: Buradan öteye ben bir adım daha atarsam yanıp helâk olurum.. Tam bu konuşma anında Refref gelip Peygamber'in önünde durur.
Aldı ol şâh-ı cihânı ol zamân Sidre'den gitti ve götürdü hemân:
Refref denilen bu binit cihanın şahı olan peygamberi alıp derhal sidre'den öteye götürdü.
Bir fezâ oldu o demde rûnümâ Ne mekân var anda ne arz-u semâ
Kim, ne hâlidir, ne mâli, ol mahal Akl ü fikr etmez o hâli fehmü hal:
İşte o an, Peygamber kendini öyle bir âlemde buldu ki, madde alemi ve bu âlemdeki zaman, mekan, yer, gök, her türlü yön ve cihet gibi unsurlar yok olup kaldırıldı. Tamamen manevi bir âlemdi. Burada yaşananları aklın idrak edip anlaması mümkün değildir.
Ref' olup ol şâha yetmiş bin hicâb, Nûr-u tevhîd açtı vechinden nikâb:
"Kabe kavseyn" denilen iki yay arası olan bir yakınlık gerçekleşti. Allah ile kulları arasında olan yetmiş bin perde o an kalktı, Allah'ın vechinden kalkan örtünün neticesi tevhid nuru açığa çıktı. Peygamberimiz'e rabbini gördün mü? Denildiğinde: "Evet o bir nur (halinde) idi" buyurdu.
Her birisinden geçerken îlerû Emr olundu Yâ Muhammed gel berû
Merhaben bik yâ Muhammed dediler Ey şefâat kâni Ahmed dediler
Yürü kim meydan senindir bu gece Sohbeti sultan seninidir bu gece
Ermedi evvel gelen bu devlete kimse layık olmadı bu rif'ate:
Peygamberi karşılamak ve görmek için bekleşen tüm meleklerin yanından geçen Peygambere , her bir melek ya Muhammed bu tarafa da buyurun bizleri de şereflendirin.. Hoş geldin ya Muhammed! Hoş geldin şefaat ehli Muhammed dediler. Bu gece bu meydanlar sana tahsis edilmiştir, bu gece Sultanlar sultanı ile sohbet senindir. Böyle bir devlete kimse erişemedi, böyle bir yüceliğe kimse layık görülmedi.. dediler.
Çünki kamûsun görüp geçti öte vardı îrişdi ol ulû hazrete
Şeş cihetden ol münezzeh zülcelâl bî kemû-keyf âna gösterdi cemâl
Zâten ol sultân-ı mâzâğal-basar eylemişdi hakk'a tahsîs-i nazar:
Yol güzergâhı boyunca bir çok şeye şahit oldu ve neticede ulu Hazrete ulaştı. Fakat bu buluşma beşer buluşması gibi değildi. Bu manevi bir âlemde gerçekleşiyor ve dünyaya has maddi unsurlardan tamamen uzaktı. Çünkü Allah için mekan, keyfiyet ve kemmiyet yoktur 6 yön ve cihet söz konusu değildir. Tüm bu unsurlardan Allah münezzehtir. Bu buluşmada Hz. Peygamber bakışını tamamen rabbine odaklandırdı ki, gözü belirli bir noktadan öteye hiç kaymadı.
Âşikâre gördü rabbü'l-izzetî âhiretde öyle görünür ümmeti
Bî-hurûf-ü lâfz-u savt ol pâdişâh mustafa'ya söyledî bî-iştibâh
Dedi kim matlûb ü maksûdün benem sevdiğin cân ile mâbûdün benem
Gece gündüz durmayub istediğin nola kim görsem cemâlin dediğin
Gel habîbim sâna müştâk olmuşam cümle halkı sâna bende kılmışam
Ne murâdın vâr ise kîlam revâ eyleyem bir derde bin türlü devâ.
Bu buluşmada Peygamber rabbini alenen (açık ve net) gördü. Nitekim Peygamber ümmeti olanlar da ahirette aynen böyle görecekler. Rabbi kulu Muhammed'e çok şeyler söyledi, şöyle ki: Ya Muhammet isteyip arzu ettiğin, ta gönülden sevdiğin rabbin benim. Gece gündüz durmayıp n'ola bir cemalini görsem dediğin benim. Gel Habibim! senden razı olmuşum, seni sevmişim ve tüm halkı sana ümmet kılmışım. Ne arzun var ise söyle bir derdine bin deva vereyim.. Ancak onun kelâmı ses ve lafız cihetinden değildi.
Mustafâ dedi: "Eyâ rabbe'r-rahîm vey hatâ pûş ü atâsı çok kerîm
Ol zaîf ümmetlerim hâlî nola Hazretîne nîce anlar yol bula
gece gündüz işleri ısyan kamu korkarım ki yerleri ola tamu
Ya ilahi hazretinden hacetim Bu durur kim ola makbul ümmetim
Hak-Teâlâdan nidâ geldi hemin Yâ Muhammed dedi Rabbü'l-Âlemin
Gam yeme kim Yâ Muhammed olma melul Her ne kim dîledin oldu kabul
Ümmetini sâna verdim ey habîb Cennetîmi anlara kıldım nasîb.
Hz. Peygamber dedi ki: Ey merhameti bol Rabbim! Ey günahkâr kullarına affı bol Rabbim! Gece gündüz günah ve ısyanda bulunup cehenneme girmelerinden korktuğum zayıf ümmetimin âhirette hali ne olur? Sana hangi yüzle varırlar? Ya Rab senden isteğim ümmetime acı, onları hidayete sevk ederek onlardan razı ol.
Hak taâlâdan bir cevap geldi hemen. Ya Muhammed gam yeme, üzülme Allah arzu ve istediğini kabul etti. Ümmetini sana verdi , cenneti de onlara nasip etti.
Avdet edûp davet et kullarımı Tâ gelûben göreler dîdârımı
Sen ki mi'râc eyleyûb etdin niyâz Ümmetin mîrâcını kıldım namâz"
Her kaçan kim bu namazı kılalar,cümle gök ehli savabın bulalar
Çünkü her türlü ibadet bundadır, Hakka kurbiyyetle vuslat bundadır
Sıdk ile beş vakit olundukça eda, elli vaktin ecrin eyler hak ata.
Ya Muhammed (s.a.v.) kullarını Hakka davet et ki, cemalimi görmek onlara da nasip olsun. Senin miracını ümmetin için namaz kıldım, namazı müminlerin miracı kıldım. Namazını kılan her kul, gök ehlinin sevabına nail olurlar.
Çünkü tüm ibadetler namazda mevcuttur. Cenab-ı Hakka yakınlık ve ona ulaşmak da namazladır. Samimiyetle kılınan beş vakit namazın karşılığı; elli vakit kılınmıştır.
Tarfetül-ayn içre ol Fahr-i cihân Ümmühân'ın evine geldi hemân
Her ne vâki oldu ise serteser Cümlesin eshâbına verdi haber
Dediler: "Ey Kıble-i İslâmü dîn Kutlu olsun sâna mîrâc-i güzîn
Biz kamûmuz kullarız sen şâhsın Gönlümüz îçinde rûşen mâhsın
Ümmetin olduğumuz devlet yeter Hizmetin kıldığımız izzet yeter !"
Mirac (hadisesi) göz açılıp kapanacak kadar kısa bir anda gerçekleşti. Tekrar Ümmühani'nin evine peygamber avdet buyurdu. Olan her şeyi ümmetine anlattı. Her kes Peygamberin miracını kutladı ve dediler:
Ey Muhammed! Biliyoruz ki biz hizmetkâr, sen ise şahımızsın, tâ gönlümüz içinde parlayan bir Ay'sın. Ümmetin olduğumuz bu devlet ve sana hizmet etmekle elde edeceğimiz şeref bize yeter.
Mirac Kandiliniz mübarek olsun, mutlu olunuz ve nice kandillere efendim..
- İSLAM DÜŞMANLIĞI - 15 Ocak 2015 Perşembe
- İSLAM MEDENİYETİN KAYNAĞIDIR - 6 Kasım 2014 Perşembe
- CAMİLERİMİZ - 9 Ekim 2014 Perşembe
- GAZZE BAHTINA MI KÜSSÜN? - 12 Ağustos 2014 Salı
- KUTLU DOĞUM HAFTASI VE SAMİMİYET - 15 Nisan 2014 Salı
- EMEK VE KAZANÇ - 25 Mart 2014 Salı
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 5 Aralık 2013 Perşembe
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 18 Kasım 2013 Pazartesi
- ALLAH - KAİNAT - NSAN - 3 Ekim 2013 Perşembe
- Haccı Yapmak ve Hacı Kalabilmek - 11 Eylül 2013 Çarşamba
- HELAL KAZANÇ MÜSLÜMANA YAKIŞIR - 15 Ağustos 2013 Perşembe
- ORUÇ VE İNSAN İLİŞKİSİ - 11 Temmuz 2013 Perşembe
- BERAT KANDİLİ - 24 Haziran 2013 Pazartesi
- İSLAM İLE ONURLANMAK - 15 Nisan 2013 Pazartesi
- İMAN VE TAKVA - 28 Mart 2013 Perşembe
- KADIN VE ERKEK AYRIMCILIĞI YANLIŞTIR - 8 Mart 2013 Cuma
- GÖNÜL DÜNYAMIZ ÜZERİNE - 14 Şubat 2013 Perşembe
- VAKİT HAKKINI İSTER - 17 Ocak 2013 Perşembe
- HAC YOLUNDAN ESİNTİLER - 20 Aralık 2012 Perşembe
- HACC ÜZERİNE BAZI MÜLAHAZALAR - 11 Ekim 2012 Perşembe
- MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANA HAKLARI ÜZERİNE - 20 Eylül 2012 Perşembe
- KARDEŞLİK ÜZERİNE - 28 Ağustos 2012 Salı
- ORUÇTA NİYET - 20 Temmuz 2012 Cuma
- NEFİS TERBİYESİ ÜZERİNE - 28 Haziran 2012 Perşembe
- ÇALIŞMAK ALLAH’IN EMRİDİR - 12 Haziran 2012 Salı
- ÇALIŞMAK ALLAH EMRİDİR. - 12 Haziran 2012 Salı
- KARDEŞLİĞİ ONDAN ÖĞRENDİK - 2 Mayıs 2012 Çarşamba
- ZİNADAN SAKINMAK - 6 Nisan 2012 Cuma
- ŞEHİTLİK VE ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ - 15 Mart 2012 Perşembe
- KURAN VE TOPLUM - 27 Şubat 2012 Pazartesi
- MEVLİT KANDİLİ - 3 Şubat 2012 Cuma
- NEFİS VE NEFSİN MERTEBELERİ - 13 Ocak 2012 Cuma
- Helal Kazanç - 22 Aralık 2011 Perşembe
- EKONOMİ VE İSLAM (2) - 7 Aralık 2011 Çarşamba
- EKONOMİ VE İSLAM - 23 Kasım 2011 Çarşamba
- İslam’da Sağlığı Korumanın Önemi - 3 Kasım 2011 Perşembe
- GÖNÜL DÜNYAMIZ - 17 Ekim 2011 Pazartesi
- İsraf ve Tasarruf Üzerine - 12 Eylül 2011 Pazartesi
- RAMAZAN VE TOPLUM - 10 Ağustos 2011 Çarşamba
- RAZANA GİRERKEN - 28 Temmuz 2011 Perşembe
- DİN VE DÜNYA İŞİNDE MAL VE İLMİN YERİ - 30 Haziran 2011 Perşembe
- ÜÇ AYLAR ÜZERİNE - 6 Haziran 2011 Pazartesi
- ETİK DEĞERLER VE KUL HAKLARI - 20 Mayıs 2011 Cuma
- Peygamberimizin Merhameti Üzerine - 21 Nisan 2011 Perşembe
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- Gelir Dağılımında Eşitlik İlkesi: - 17 Şubat 2011 Perşembe
- İNSAN HAKLARI - 21 Ocak 2011 Cuma
- İSLAM’DA YILBAŞI KUTLANIR MI? - 4 Ocak 2011 Salı
- Başkasını Kendine Tercih Etmek - 16 Aralık 2010 Perşembe
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- İSLAM TASAVVUFU - 10 Kasım 2010 Çarşamba
- DİN TERBİYESİ ÜZERİNE - 25 Ekim 2010 Pazartesi
- Şehitlik ve Gazilik - 17 Eylül 2010 Cuma
- EVLİLİK HAZIRLILIKLARI - 16 Ağustos 2010 Pazartesi
- Hicret (Hz. Peygamberin Medine’ye Göçü) - 22 Temmuz 2010 Perşembe
- Yaz Kuran Kursları Üzerine - 1 Temmuz 2010 Perşembe
- CENNET VE TANIMI ÜZERİNE - 27 Mayıs 2010 Perşembe
- Eskişehir’in Mana Erlerinden: - 27 Nisan 2010 Salı
- Eskişhir’in tarihi - 8 Nisan 2010 Perşembe
- MEHMET AKİF VE İSTİKLAL MARŞI - 16 Mart 2010 Salı
- HURAFELER ÜZERİNE - 22 Şubat 2010 Pazartesi
- UMRE ZİYARETİ - 5 Şubat 2010 Cuma
- DİN VE DÜNYA DENGESİ İÇİN - 15 Ocak 2010 Cuma
- HİCRET VE HÎCRÎ YILBAŞI - 31 Aralık 2009 Perşembe
- KURBAN VE DİNDEKİ YERİ - 7 Aralık 2009 Pazartesi
- HACCI ANLAMAK - 9 Kasım 2009 Pazartesi
- Fütüvvet Ruhu (Müslüman Gençliğin Profili) - 26 Ekim 2009 Pazartesi
- OSMANLI’DA AHİLİK TEŞKİLATI - 8 Ekim 2009 Perşembe
- Ramazan’ın Ardından - 25 Eylül 2009 Cuma
- KADİR GECENİZ KUTLU OLSUN - 15 Eylül 2009 Salı
- ZEKATI ANLAMAK - 7 Eylül 2009 Pazartesi
- RAMAZAN AYININ ÖNEMİ - 24 Ağustos 2009 Pazartesi
- OSMANLININ KURULUŞUNDA KARACAŞEHİR VE EDEBÂLİ - 10 Ağustos 2009 Pazartesi
- Mutluluğa Doğru - 28 Temmuz 2009 Salı
- MİRAC (İLAHİ YOLCULUK) - 18 Temmuz 2009 Cumartesi
- İntihar - 9 Temmuz 2009 Perşembe
- REĞAİP GECESİ - 25 Haziran 2009 Perşembe
- HER CAN KUTSALDIR - 15 Haziran 2009 Pazartesi
- Dini Eğitimin Topluma Etkisi - 31 Mayıs 2009 Pazar
- EĞİTİMDE ÖĞRETMENİN ROLÜ - 5 Mayıs 2009 Salı
- EĞİTİMDE AİLENİN ROLÜ - 21 Nisan 2009 Salı
- Eğitim ve Toplum - 11 Nisan 2009 Cumartesi
- Din ve İnsan - 31 Mart 2009 Salı
- ANADOLUNUN MANEVİ FATİHLERİ (Yunus Emre) - 19 Mart 2009 Perşembe
- PEYGAMBERİMİZİN AİLE HAYATI - 10 Mart 2009 Salı
- İSLAM’DA İNSANIN TANIMI - 1 Mart 2009 Pazar
- Günahlardan arınmalıyız - 22 Şubat 2009 Pazar
- Akrabalık İlişkilerimize Dikkat Edelim - 15 Şubat 2009 Pazar
- İSLAM’DA EMANET BİLİNCİ - 8 Şubat 2009 Pazar
- Yüzlerinde Maske Taşıyanlar - 1 Şubat 2009 Pazar
- EVLİLİK DIŞI İLİŞKİLER - 23 Ocak 2009 Cuma
- Fuhuş ve İslam - 12 Ocak 2009 Pazartesi
- Aileyi ve Toplumu Yıkan Dinamitlerden Fuhuş: - 5 Ocak 2009 Pazartesi
- Kötü Alışkanlıklar Üzerine - 29 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Şiddet ve Korku - 22 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Allah Sevgisinin Önemi - 15 Aralık 2008 Pazartesi
- İslam’da Kurbanın Yeri ve Önemi - 6 Aralık 2008 Cumartesi
- Aile İçi Şiddetin Sebepleri ve Şiddeti Kullananlar: - 1 Aralık 2008 Pazartesi
- Toplumdaki Aile İçi Şiddetin Boyutu - 24 Kasım 2008 Pazartesi
- İSLAMDA İBADETİN YERİ VE ÖNEMİ - 14 Kasım 2008 Cuma
- Nefis Ve Onun Terbiyesi Üzerine - 7 Kasım 2008 Cuma
- İsrafa Karşı Tasarruf Bilinci - 4 Kasım 2008 Salı

