EKONOMİ VE İSLAM
- 23 Kasım 2011 Çarşamba
- Bu yazı 5568 kez okundu
Ekonominin Tanımı:
Ekonomi, insanların ve toplumların para kullanarak ya da para kullanmadan zaman içinde çeşitli mallar üretmek ve bunları bugün ve gelecekte tüketmek üzere, toplumdaki bireyler ya da gruplar arasında bölüştürmek için, kıt üretim kaynaklarını kullanmak şeklinde tanımı yapılabilir.
Modern dünyada iktisadi kriterler belirlenirken daha çok fayda ve zarar ilkesine göre hareket ediliyor. Çünkü çağdaş dünyadaki ekonominin temel hedefi, maddî açıdan ideal hayata kavuşmaktır. Bu alanda herkesin kabullendiği tartışmasız olan üst kriterleri de yoktur. Fakat İslâm’a göre faizin yasak edilişi, ticarette stokçuluğun haram kılınması ve serbest piyasanın hâkim olması gibi pek çok hüküm, bu sahayı doğrudan ilgilendirmektedir. Kapitalist düzenin hayat felsefesinin temel esasları para ve servet edinmeye dayanmaktadır. Böyle bir düzende faiz, bankalar ve aşırı kazanç sağlayan şirketlerde bulunacaktır. Bu durum, asrın iktisat anlayışı ile İslâm’ın çok noktada farklı olduğunu göstermektedir.
Böyle olunca ekonomi üzerinde araştırma yapanlar, kendi toplumlarının görüş, kanun ve sosyal şartlarına uygun bir ekonomi anlayışını benimsemek zorundadırlar. Öreğin Almanya’da ekonomik düzeni oluşturmak isteyen bir araştırıcı, bu ülkenin medeni kanununu, sosyal yapısını ve tarihi geleneğini temel esaslarına ve kapitalizmin mülkiyet ve tasarrufla ilgili düşünce ve ilkelerine uygun hareket etmek zorundadır. Demek ki ekonomik değer anlayışların o ülkede egemen olan sosyal ve hukuki esaslara göre düzenlemesi gerekir.
İslam’ın ferdi mülkiyet anlayışında sınırsız bir hürriyet yoktur. İslam’ın ferdi mülkiyet anlayışı aynı zamanda dini emir ve yasaklarla çevrilmiştir. Böylece ferdi mülkiyet alanı mali ve fiili mükellefiyetlerle adeta daraltılmaktadır. Zekât, sadaka, fitre, kefaret, Allah yolunda infakta bulunma ve malın varisler arasında dağılımı mülkiyet alanında aşırı birikimi önler. Faiz, hile, stokçuluk gibi haram yollardan mal edinme gibi meşru olmayan kazanç yolları yasak kılınarak belki de Müslümanın aşırı olan servetle boğdurulmaması istenmektedir.
“Kişi, kıyamet günü şu beş şeyden hesaba çekilmedikçe bir adım ileriye geçemez: Ömrünü nerede tükettiği, ilmiyle ne yaptığı, malını nereden kazandığı, malını nerelerde harcadığı ve vücudunu nerede çürüttüğü” (Tirmizi, sıfatü’l kıyame,1) gibi naslarla İslam toplumu helal ve meşru kazanca teşvik edilerek ideal bir toplum profili hedeflenmektedir.
Mülkiyet:
İslam’da mülk kayıtsız şartsız Allah’a aittir. Kulların sadece ondan istifade etme hakları vardır. Yüce Allah her şeyin yaratıcısı ve sahibidir. İnsanlar fert ve toplum olarak yeryüzünde nimetlerden yararlanmak ve tasarrufta bulunmak hususunda Yüce Allah’ın vekilidirler.
İslâm’a göre gerçek hâkim ve her şeyin sahibi Yüce Allah’tır. Dolayısıyla insanlar geçici olarak O’nun adına mal-mülk sahibi kılınmışlardır. Bundaki maksat ise kişiyi imtihana tâbi tutmak ve neticede gerçek kulluğu temin etmektir. Bu anlayış, müslümana niyâbeten bir mülkiyet hakkı sağlamaktadır. Dolayısıyla İslâm’daki ekonomik özgürlük, diğer ekonomik sistemlerden farklı olarak kendine has bir yapı arz eder.
Demek oluyor ki, İslami ekonomide insan mutlak anlamda hür değildir. Mutlak güç ve her şeyin sahibi Allah’tır. Dolayısıyla insan, diğer alanlarda olduğu gibi ekonomiyle ilgili faaliyetlerinde de Allah’ın koyduğu sınırlara uymak zorundadır. İslam ekonomisini belirleyen kavramlar veya esaslar şunlardır: Faiz yasağı, zekât emri, israf yasağı, hayır ve infak kavramları, tekelleşmeye karşı olma, ticarette serbestiyet İslam ekonomisinin temel prensipleridir.
İslam’ın kendine mahsus anlamda olmak üzere biraz da kapitalizmdekine benzer üretim ve tüketim alanında özel mülkiyet anlayışı vardır. Kişisel kazanç ve teşebbüs hürriyeti gibi bir anlamda da serbest piyasa ekonomisi vardır. İslam’da rekabet anlayışı olsa da kapitalist anlayıştaki rekabetten ziyade insaflı rekabet veya yardımlaşma esasına dayalı gelişme veya tatlı rekabet denebilecek olumlu bir zihniyet vardır. Çünkü mümin müminin kardeşidir. Hedef gelişme ve ilerleme olsa da mümin kardeşinin batmasını, iflasını desteklemek yerine olabildiğince yardımcı olma anlayışı vardır. Çünkü müminin dünyadaki esas amacı Allah’ın memnuniyetini kazanmaktır.
Beşerî sistemlerde malı elde etmek, aynı zamanda onun istenildiği gibi tüketilebileceği hakkını vermektedir. Zira malı kazanan onun mutlak sahibidir ve üzerinde dilediği tasarrufu yapabilir. Bu noktada taşkınlıkları engelleyici olarak getirilen çeşitli ölçüler, yine beşer prensibi olduğu için aşılmaz değildir. Dolayısıyla bunlar dinin sabiteleri gibi sayılmamalıdır.
Fakat İslâm’da beşer üstü ve net prensiplerle, tüketimin ancak meşru yoldan yapılabileceği beyan edilmiştir. Çünkü bir bütün olarak şer’î hükümlere uyma gereği bu sonucu vermektedir. Bu durum, mutlak insaniyet için değişmez güzelliklerin kalmasına sebep olacaktır. Bencillik duygusuyla ve israfı celp edici lüks tutkularla inşa edilen bir hayat anlayışı İslam’da cevaz bulamayacaktır. Ayrıca aşırı ve lüks tüketim uygulaması; fiyatların yükselmesine ve dar gelir sahiplerinin ezilmesine sebep olacağından farklı bir mesuliyet de gerektirecektir. Dolayısıyla bu tür uygulamalarda bir haksızlık ve zulüm söz konusudur. Zira zenginler isteklerine göre müsrifâne tatmin yolları ararken, fakirler aleyhine bir süreç hazırlamaktadırlar.
Üretimi devamlı kılmak veya değişimi yaşamak için moda ve reklam iş birliğiyle israf ekonomisini kamçılama gayretleri kendi özel hayatları açısından toplumu, meşru olmayan bir yöne tevcih ile de sosyal hayat açısından kabul görmeyecektir.
Sonuç olarak: Beşerî sistemlerin ifrat ve tefrit sapmalarına mukabil, İslâm kültüründe karşılıklı yardımlaşma ve hediyeleşme öne çıkmaktadır. Çünkü muhtaca yardım İlâhi bir emirdir. Ayrıca Müslüman Müslüman’ın kardeşi sayılır ve ona hiçbir zaman zulüm etmeyeceği, onu hiçbir zaman yalnız bırakmayacağı prensibi dinde riayet edilmesi gereken bir esastır. Yine mülkün kişilerin elinde ki emanet bilinci algısı, inançlı insanı emaneti yerinde kullanmaya memur ve razı eder. Bu da gerektiği yerde borç vermek ve yardımda bulunmak gibi neticeleri doğurur.
- İSLAM DÜŞMANLIĞI - 15 Ocak 2015 Perşembe
- İSLAM MEDENİYETİN KAYNAĞIDIR - 6 Kasım 2014 Perşembe
- CAMİLERİMİZ - 9 Ekim 2014 Perşembe
- GAZZE BAHTINA MI KÜSSÜN? - 12 Ağustos 2014 Salı
- KUTLU DOĞUM HAFTASI VE SAMİMİYET - 15 Nisan 2014 Salı
- EMEK VE KAZANÇ - 25 Mart 2014 Salı
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 5 Aralık 2013 Perşembe
- OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.... - 18 Kasım 2013 Pazartesi
- ALLAH - KAİNAT - NSAN - 3 Ekim 2013 Perşembe
- Haccı Yapmak ve Hacı Kalabilmek - 11 Eylül 2013 Çarşamba
- HELAL KAZANÇ MÜSLÜMANA YAKIŞIR - 15 Ağustos 2013 Perşembe
- ORUÇ VE İNSAN İLİŞKİSİ - 11 Temmuz 2013 Perşembe
- BERAT KANDİLİ - 24 Haziran 2013 Pazartesi
- İSLAM İLE ONURLANMAK - 15 Nisan 2013 Pazartesi
- İMAN VE TAKVA - 28 Mart 2013 Perşembe
- KADIN VE ERKEK AYRIMCILIĞI YANLIŞTIR - 8 Mart 2013 Cuma
- GÖNÜL DÜNYAMIZ ÜZERİNE - 14 Şubat 2013 Perşembe
- VAKİT HAKKINI İSTER - 17 Ocak 2013 Perşembe
- HAC YOLUNDAN ESİNTİLER - 20 Aralık 2012 Perşembe
- HACC ÜZERİNE BAZI MÜLAHAZALAR - 11 Ekim 2012 Perşembe
- MÜSLÜMANIN MÜSLÜMANA HAKLARI ÜZERİNE - 20 Eylül 2012 Perşembe
- KARDEŞLİK ÜZERİNE - 28 Ağustos 2012 Salı
- ORUÇTA NİYET - 20 Temmuz 2012 Cuma
- NEFİS TERBİYESİ ÜZERİNE - 28 Haziran 2012 Perşembe
- ÇALIŞMAK ALLAH’IN EMRİDİR - 12 Haziran 2012 Salı
- ÇALIŞMAK ALLAH EMRİDİR. - 12 Haziran 2012 Salı
- KARDEŞLİĞİ ONDAN ÖĞRENDİK - 2 Mayıs 2012 Çarşamba
- ZİNADAN SAKINMAK - 6 Nisan 2012 Cuma
- ŞEHİTLİK VE ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ - 15 Mart 2012 Perşembe
- KURAN VE TOPLUM - 27 Şubat 2012 Pazartesi
- MEVLİT KANDİLİ - 3 Şubat 2012 Cuma
- NEFİS VE NEFSİN MERTEBELERİ - 13 Ocak 2012 Cuma
- Helal Kazanç - 22 Aralık 2011 Perşembe
- EKONOMİ VE İSLAM (2) - 7 Aralık 2011 Çarşamba
- EKONOMİ VE İSLAM - 23 Kasım 2011 Çarşamba
- İslam’da Sağlığı Korumanın Önemi - 3 Kasım 2011 Perşembe
- GÖNÜL DÜNYAMIZ - 17 Ekim 2011 Pazartesi
- İsraf ve Tasarruf Üzerine - 12 Eylül 2011 Pazartesi
- RAMAZAN VE TOPLUM - 10 Ağustos 2011 Çarşamba
- RAZANA GİRERKEN - 28 Temmuz 2011 Perşembe
- DİN VE DÜNYA İŞİNDE MAL VE İLMİN YERİ - 30 Haziran 2011 Perşembe
- ÜÇ AYLAR ÜZERİNE - 6 Haziran 2011 Pazartesi
- ETİK DEĞERLER VE KUL HAKLARI - 20 Mayıs 2011 Cuma
- Peygamberimizin Merhameti Üzerine - 21 Nisan 2011 Perşembe
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- İslam’da Kolaylaştırma ilkesi - 25 Mart 2011 Cuma
- Gelir Dağılımında Eşitlik İlkesi: - 17 Şubat 2011 Perşembe
- İNSAN HAKLARI - 21 Ocak 2011 Cuma
- İSLAM’DA YILBAŞI KUTLANIR MI? - 4 Ocak 2011 Salı
- Başkasını Kendine Tercih Etmek - 16 Aralık 2010 Perşembe
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- Bayramlarımız - 22 Kasım 2010 Pazartesi
- İSLAM TASAVVUFU - 10 Kasım 2010 Çarşamba
- DİN TERBİYESİ ÜZERİNE - 25 Ekim 2010 Pazartesi
- Şehitlik ve Gazilik - 17 Eylül 2010 Cuma
- EVLİLİK HAZIRLILIKLARI - 16 Ağustos 2010 Pazartesi
- Hicret (Hz. Peygamberin Medine’ye Göçü) - 22 Temmuz 2010 Perşembe
- Yaz Kuran Kursları Üzerine - 1 Temmuz 2010 Perşembe
- CENNET VE TANIMI ÜZERİNE - 27 Mayıs 2010 Perşembe
- Eskişehir’in Mana Erlerinden: - 27 Nisan 2010 Salı
- Eskişhir’in tarihi - 8 Nisan 2010 Perşembe
- MEHMET AKİF VE İSTİKLAL MARŞI - 16 Mart 2010 Salı
- HURAFELER ÜZERİNE - 22 Şubat 2010 Pazartesi
- UMRE ZİYARETİ - 5 Şubat 2010 Cuma
- DİN VE DÜNYA DENGESİ İÇİN - 15 Ocak 2010 Cuma
- HİCRET VE HÎCRÎ YILBAŞI - 31 Aralık 2009 Perşembe
- KURBAN VE DİNDEKİ YERİ - 7 Aralık 2009 Pazartesi
- HACCI ANLAMAK - 9 Kasım 2009 Pazartesi
- Fütüvvet Ruhu (Müslüman Gençliğin Profili) - 26 Ekim 2009 Pazartesi
- OSMANLI’DA AHİLİK TEŞKİLATI - 8 Ekim 2009 Perşembe
- Ramazan’ın Ardından - 25 Eylül 2009 Cuma
- KADİR GECENİZ KUTLU OLSUN - 15 Eylül 2009 Salı
- ZEKATI ANLAMAK - 7 Eylül 2009 Pazartesi
- RAMAZAN AYININ ÖNEMİ - 24 Ağustos 2009 Pazartesi
- OSMANLININ KURULUŞUNDA KARACAŞEHİR VE EDEBÂLİ - 10 Ağustos 2009 Pazartesi
- Mutluluğa Doğru - 28 Temmuz 2009 Salı
- MİRAC (İLAHİ YOLCULUK) - 18 Temmuz 2009 Cumartesi
- İntihar - 9 Temmuz 2009 Perşembe
- REĞAİP GECESİ - 25 Haziran 2009 Perşembe
- HER CAN KUTSALDIR - 15 Haziran 2009 Pazartesi
- Dini Eğitimin Topluma Etkisi - 31 Mayıs 2009 Pazar
- EĞİTİMDE ÖĞRETMENİN ROLÜ - 5 Mayıs 2009 Salı
- EĞİTİMDE AİLENİN ROLÜ - 21 Nisan 2009 Salı
- Eğitim ve Toplum - 11 Nisan 2009 Cumartesi
- Din ve İnsan - 31 Mart 2009 Salı
- ANADOLUNUN MANEVİ FATİHLERİ (Yunus Emre) - 19 Mart 2009 Perşembe
- PEYGAMBERİMİZİN AİLE HAYATI - 10 Mart 2009 Salı
- İSLAM’DA İNSANIN TANIMI - 1 Mart 2009 Pazar
- Günahlardan arınmalıyız - 22 Şubat 2009 Pazar
- Akrabalık İlişkilerimize Dikkat Edelim - 15 Şubat 2009 Pazar
- İSLAM’DA EMANET BİLİNCİ - 8 Şubat 2009 Pazar
- Yüzlerinde Maske Taşıyanlar - 1 Şubat 2009 Pazar
- EVLİLİK DIŞI İLİŞKİLER - 23 Ocak 2009 Cuma
- Fuhuş ve İslam - 12 Ocak 2009 Pazartesi
- Aileyi ve Toplumu Yıkan Dinamitlerden Fuhuş: - 5 Ocak 2009 Pazartesi
- Kötü Alışkanlıklar Üzerine - 29 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Şiddet ve Korku - 22 Aralık 2008 Pazartesi
- Çocuk Terbiyesinde Allah Sevgisinin Önemi - 15 Aralık 2008 Pazartesi
- İslam’da Kurbanın Yeri ve Önemi - 6 Aralık 2008 Cumartesi
- Aile İçi Şiddetin Sebepleri ve Şiddeti Kullananlar: - 1 Aralık 2008 Pazartesi
- Toplumdaki Aile İçi Şiddetin Boyutu - 24 Kasım 2008 Pazartesi
- İSLAMDA İBADETİN YERİ VE ÖNEMİ - 14 Kasım 2008 Cuma
- Nefis Ve Onun Terbiyesi Üzerine - 7 Kasım 2008 Cuma
- İsrafa Karşı Tasarruf Bilinci - 4 Kasım 2008 Salı

