11 Aðustos 2016 Perþembe
OKUMAK VE ÖÐRENMEK (1)

OKUMAK VE ÖÐRENMEK (1)

Nevzat Aðabey Milli Gençlikle...
Nevzat Aðabey Milli Gençlikle...

OKUMAK VE ÖÐRENMEK (1)

 Nevzat Amca          [email protected]

Çocuklarla birlikte…

Hani bir sarý inek vardý ve onu Ahmet aða Hasan aðaya satmýþtý. Ýnek de o gece hastalanmýþtý. Alýcý ile satýcý birbirlerini suçlamýþ ama dertlerine çözüm bulamamýþlardý ya…

Ýneðin alým ve satým iþi, ihtilaf (çekiþme) haline dönünce taraflar, çözüm için eski adý Kadý’ya (hâkim, yargýç) gitmeye karar verdiler.

Hasan ve Ahmet aða önde, hasta olduðu her halinden belli olan sarý inek arkada, Kadý’nýn makamýna gitmek için yola çýktýlar.

Eskiden mahkemeler, bu gün ki gibi bir sürü dava ile dava dosyasý ile uðraþmaz, duruþmalar da uzun zaman almazdý.

Kadýlar, ceza vermekten çok her iki tarafý birbiriyle barýþtýrmak, toplumda birbirine dargýn kimsenin bulmamasýna çalýþýrlardý.  

Davalý ve davacý durumundaki kimseler, inançlý ve haklarýna razý insanlar olmalarýndan dolayý, karþýndakinin hakkýnýn kendi hakký gibi korur ve onun hakkýnýn, üzerlerine geçmemesi için çalýþýrlardý.

Bu sebeple de mahkemelere çok az dava gelir, gelen davalar da çok kýsa zamanda hükme baðlanýr ve biterdi.

KADI EFENDÝ NEREDE

 Hasan aða ile Ahmet aða mahkemeye gittiklerinde, davalarýný görecek Kadý efendiyi aradýlar. Fakat Kadý Efendi, mesai günü olasýna raðmen yerinde yoktu.

“-Bir acil iþi için gittiðini” söylediler. Bizimkiler de mecburen geriye döndüler. Davalarý ertesi güne kalmýþtý.

O gece sarý kýz (inek) daha fazla dayanamadý ve ahýrýnda öldü.

Ama birbirini suçlayan iki aðamýz, ertesi gün tekrar mahkemeye gittiler. Bu kere Kadý yerindeydi. Durumu olduðu gibi önce Hasan aða daha sonra Ahmet aða Kadýya anlattýlar.

Kadý satýlan ineði sordu. Hasan aða da, ineðin bu gece ahýrda öldüðünü söyledi.

Ortada çok çetrefilli (karýþýk) bir durum vardý. Bir taraf diðerine, “Bana hasta inek sattý” diye iddia ediyor, diðeri “Hayýr. Ben sattýðýmda inek saðlamdý” diye karþýlýk veriyordu.

Kadý, konuyu inceleyebilmek için hayvaný, ehl-i vukuf’a (bilirkiþiye) havale edemiyordu. Çünkü inek ölmüþtü.

Kadý, düþün taþýndý. Doluya koydu almadý, boþa koydu, dolmadý. Ne yapacaðýný þaþýrmýþtý. Kendisi dün mahkemede bulunsaydý ineði, ehl-i vukuf’a göndererek, belki davayý halledebilecekti.

Kadý efendi sonunda kararýný þu þekilde taraflara bildirdi.

Dün duruþma için geldiðinizde ben bir iþim sebebiyle bulunamadým. Eðer bulunsaydým belki iþinizi çözebilirdim.

Ýþinizin böyle karýþýk bir hâl almasýnýn müsebbibi (suçlusu) benim. O halde ineðin tazminatýný (parasýný), ben kendi cebimden ödeyerek aranýzdaki bu ihtilafý (çekiþmeyi) bitireceðim” dedi.

MUTLU SON

Böylece Kadý Efendi, bu davada kendini cezalandýrarak ve ölen ineðin tazminatýný ödemeye karar verdi.

Ancak Ahmet aða ile Hasan aða, Adaletin bu þekilde tecelli etmesinden çok memnun oldular ve Kadý efendinin bu adaletli kararý karþýsýnda bir þeyler yapma ihtiyacýný duydular.

Hasan aða, “Ben ineðin bedelinin yarýsýndan vazgeçtim“ dedi. Ahmet aða da

“- Ben de ineðin parasýnýn yarýsýný iade etmeye hazýrým” diyerek cezayý birlikte paylaþtýlar.

Evlendirilmek istenen Þükrü’ye ne mi oldu?

Ne olacak.

Herkesin birlerinin hakkýný koruduðu bu güzel sevgi toplumunda yaþanýyordu.

Hasan aðanýn gelinlik bir kýzý vardý. Þükrü o kýzý eþ olarak aldý.

Hasan aða, delikanlýnýn terbiyesi, ahlaký ve çalýþkanlýðý sebebiyle bir kýz babasý, düðün masraflarýnýn az olmasýna, delikanlýnýn kendine ait bir iþyerinde çalýþmasýna razý olmasýna bakarak ve kýzýný ona vererek, onu kendine damat edindi.

Bir sarý kýzýn (ineðin) ölümü bir mutlu yuvanýn kurulmasýný saðlamýþtý.

 

 



YORUM YAZ
Bu habere yorumlar
Yazarýn Diðer YAZILARI
eskiþehir güvenlik kamerasý